Ana Sayfa  Sohbet  Videolar  Resimler  Manken Resimleri  Arama İletişim

Menü

   Ana Sayfa
 Albüm Dinle
 Ask Sms
 Asker Şiirleri
 Astroloji
 Ayrılık Sözleri
 Ayrılık Şiirleri
 Aşk Hikayeleri
 Aşk Sözleri
 Aşk Şiirleri
 Bilmeceler
 BurcLar
 Dini SozLer
 En Baba SözLer
 Etkileyici Sözler
 Film izLe
 Fıkralar
 GazeteLer
 Gebelik
 GuzeL SozLer
 Haberler
 Hasret Şiirleri
 Hikayeler
 Komik Videolar
 Komik YaziLar
 Kürtçe Mp3 Dinle
 Meşhur Rüyalar
 Resimli Aşk Şiirleri
 Resimli Şiirler
 Rüya Hakkinda
 Rüya Tabirleri
 Rüya Yorumlari
 SagLik
 Sevgi Sözleri
 Sevgililer Günü
 Sohbet & Chat
 Sıcak Videolar 18+
 Turkchat
 Videolar
 Yemek Tarifleri
 İslamda Cinsellik
 Özlem Şiirleri
 Şarkı Sözleri
 Şiirler
  İletişim

 Neden rüya görürüz?

Okunma

64

Neden rüya görürüz?

Kimi araştırmacılara göre rüyalar uyku sırasında beyinde görülen etkinliklerin bir yan ürünü yalnızca; kimilerine göreyse insanların bilinçaltının kişiliklerinin geri planda kalmış yönlerinin kendine çıkış yeri bulduğu özel bir durum. Rüya araştırmaları denilince çoğu insanın aklına ilk gelen ad Sigmund Freud olsa gerek. Rüyaların bilinç altına giden ana yol olduğunu söyleyen Freud 'un ilk kitaplarından biri 1900 yılında yayımlanan "Rüyalar ve Yorumları" (Die Traumdeutung). Freud 'a göre rüyaların amacı günlük yaşamda bastırıarak bilinçaltına atılmış ilkel çoğunlukla da cinsellik ve saldırganlıkla ilgili isteklerin dışa vurulmasıydı.

Rüyalarda geçen ögelerin birçoğu sembolik bir biçimde bu bastırılmış istekleri gösteriyordu. Bu sembollerin gizli anlamlarını bulmak ve kişinin bastırılmış duygularını ortaya çıkarmaksa psikanalistin işiydi. 20. yüzyılın başlarında neredeyse Freud kadar popüler olan bir başka rüya kuramcısıda Carl Güstav Jung 'du. Jung Freud 'un rüyaların günlük yaşamda doyurulamayan ilkel gereksinimlerin biçim değiştirmiş hali olduğu görüşünü reddetmiş ve rüyaların işlevinin tamamlayıcı olmaktan çok dengeleyici olduğu görüşünü ortaya atmıştır. Yani insanların yaşam biçimlerinin getirdiği kısıtlamalar sonucu kişiliklerinin ortaya koyamadıkları yönleri rüyalarda ortaya çıkıyordu. Rüyalarda geçen semboller bilinçaltından gelen zihinsel görüntülerdi ve yadsıdığımız ya da endişe duyduğumuz yönlerimizi tanımamıza ve kabullenmemize yardım ediyordu. Bu sembollerin kökeninde Jung 'un "ortak bilinçaltı" olarak adlandırdığı bilinçaltının doğuştan gelen başka insanlarla ortak bölümü vardı. Analistin işiyse rüyalarda geçen bu "arketip"sembolleri yorumlayarak kişinin gelişimine katkıda bulunmaktı. Doğum ölüm ay yıldızlar kahramanlık büyü güç tanrı şeytan yaşlı bilge gibi sembollerin örnekleri rüyalarda olduğu kadar söylencelerde peri masallarında çeşitli dinlerde de görülebiliyordu. Jung 'a göre insanlar rüyalarındaki simgeleri gözlemeyi ve bunların içeriğini bilinçli bir biçimde yorumlamayı öğrenerek onun "birey olma" olarak adlandırdığı daha yüksek bir bilinç düzeyi kazanma sürecini başlatabilirlerdi. Freud ve Jung 'un görüşleri bilimadamlarınca çok tartışıldı.

1953 yılında uykudayken belli zaman aralıklarıyla görülen hızlı göz hareketlerinin (rapid eye movements-REM) rüya görmeyle ilişkili olduğunun anlaşılmasıyla rüya araştırmalarında yeni bir dönem başladı. O zamana kadar rüyaların tuhaflıklarla dolu uygunsuz duygular ve isteklerden oluşan duygu yüklü ve gerçekçilikten uzak deneyimler olduğu düşünülüyordu. Bunlardan önceki araştırmalarda genellikle küçük bir örneklem kullanılıyordu ve araştırmalara konu olan rüya raporları rüyanın sabah uyanınca anımsanabildiği kadarını yansıtıyordu. Laboratuvar ortamında REM uykusundan uyandırılan deneklerin raporlarından rüyaların konularını genellikle günlük sıradan olaylardan aldığı; rüyaların anılarımızın zihinde bir tür yeniden canlandırılması değil konu bütünlüğüne sahip öyküye benzer yeni kurgular olduğu ortaya çıkarıldı. Sanılanın aksine uykudan önce ya da uyku sırasında verilen uyarıcıların rüyaların içeriğini etkilemediği de görüldü.REM uykusundan uyandırılan insanların rüya raporları genellikle bir-iki daktilo sayfasını buluyordu. Araştırmacılar REM uykusu sırasında insanları uyandırdıklarında ve onlardan rüyalarını anlatmalarını istediklerinde REM uykusundan uyananların hemen hepsinin rüyalarını anımsadığını farkettiler. Rüya görmediğini söyleyen insanların yalnızca sabah uyandığında rüyalarını anımsamayanlar olduğu anlaşıldı.

Daha sonra araştırmacılar uykunun REM uykusu dışındaki bölümlerinde beynin üç farklı etkinlik düzeyi daha olduğunu buldular. Sonradan insanların uykunun REM uykusu dışındaki aşamalarında da rüya gördüğü anlaşıldı. 1960 'lı yıllarda REM uykusunun beynin duygu ya da motivasyonlardan sorumlu bölgelerince değilbeyin sapının solunum beden ısısının ayarlanması ve kalp ritmi gibi otomatik işlevlerden sorumlu olan "pons"bölgesince kontrol edildiği anlaşıldı.Bu bulgu rüyaların isteklerle duygular ve güdülerle ilişkili olmadığı görüşünü destekliyordu. Yani rüyalar Freud 'un kuramının tersine beynin duyular ya da motivasyonla ilgili bir bölgesinin değil çok daha temel ve daha alt düzeydeki fizyolojik bir düzeneğin kontrolündeydi.1960 'lı yıllardan sonra rüya görmenin işlevleriyle ilgili birçok fizyolojik kuram ortaya atıldı. Bugün hâlâ uykunun ve rüya görmenin işlevleri tam olarak anlaşılmış değil. Ancak rüya görmenin nörofizyolojik ve biyokimyasal temellerinin ortaya çıkarılmasına yönelik araştırmaların sonuçları psikanalistlerin rüya kuramlarının saygınlığını büyük oranda yitirmesine yol açtı. Yine de son yıllarda yeni görüntüleme yöntemleriyle yapılan bazı çalışmalar Freud 'un varsayımlarında doğruluk payının yüksek olduğunu gösteriyor.

1998 yılında Science dergisinde yayımlanan bir makale bilim dünyasına Freud 'un haklı olabileceğini gösterdi. ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri 'nden (National Institutes of Health) Allen Braun ve arkadaşları REM uykusunda duyguları ve motivasyonu kontrol eden beyin bölgelerinin (limbik sistem ve yan limbik sistem)sanılanın aksine aslında oldukça etkin olduğunu kanıtladılar. Korteks 'in (beyin kabuğu) işlek bellek dikkat ve mantık gibi zihinsel işlevlerden sorumlu "önalın bölgesi"ninse REM uykusu sırasında etkinliğini yitirdiği görüldü. Braun bu durumun rüyaların birçok özelliğini açıklayabileceğini düşünüyor. (Tuhaf imgeler kişinin dikkatini herhangi bir şeye yöneltmede yetersiz kalması ve rüyaların sabah uyanınca büyük ölçüde unutulması gibi) Bulgular bununla da kalmıyor. Braun ve arkadaşları REM uykusunda görsel uyarıların varış noktası olan birincil görsel korteks bölgesinin de etkinliğini yitirdiğini ancak beyne gelen görüntülerin işlenmesiyle ilgili daha üst düzey bölümlerin etkinliğini sürdürdüğünü de ortaya çıkardılar. Braun 'a göre bu bulgu da insanların rüyadayken dış dünyadan kopmalarına rağmen neden "görmeye" devam ettiklerini açıklıyor



Yorumlar

 

 
İsyan Equilibrium Filmi izLe


Salako Filmi izLe


Ayrılık Derdinin Dermanı Nedir


gitme sakın!!!!


dj cambaz & mc gökay-sen benim askimdin 2010


Otel Müşterisi


Yağmurlu Gözler


Gizli Duygular izLe


Annesinin Ölümünü Rüyasında Görmesi


Diptekiler - Below Filmi izle


Sıradışı Premonition Filmi izLe


Fitil


50 Ölü Adam Fifty Dead Men Walking


ödemiş gezginler birgi bozdağ ersin turizm


Paranormal Activity Gerilim Filmi izLe


Bedava Çet Kanallari


Bedava Sohbet Odalari


Bedava Sohbet Kanallari


Bedava Sohbet Siteleri


Grup Nara - Gitme Ne OLur


Nevzine


Kaysefe


Gelin Tatlısı


Çoban Payı


Yufkalı Pirzola


Erik Yahnisi


Pehli


Domates Tavası


Arap Tavası


Ayvalı Kuzu


Cinsellik |  Diziler |  Filmler |  Fıkralar |  Güzel Sözler |  Gebelik |  Hikayeler |  Astroloji |  Ask Siirleri |  Ruya Yorumlari |  Resimler |  Rüya Tabirleri |  Sağlık |  Burclar |  Videolar |  Yemek Tarifleri |  Şarkı Sözleri |  Siirler | Bedava Film izLe  | Ücretsiz Film izLe  | indirmeden bedava film izle  | Korku Filmi izLe  | Bedava Yabanci Film izLe | Online Film izLe  | Makara Filmleri izLe | Komik Film izLe | Korku Gerilim Filmi izLe | Yeşilçam Sinema izLe | Bedava Film Seyret | Bedava Sinema izLe  |

 

Copyright © 2008 Tüm Hakları Saklıdır YaBaNCi

 

netLog Sohbet siteleri sohbet siteleri Kameralı Chat